.
09 Şubat 2014 In Ayın Makalesi 0 yorum

calisancocuk

Çocuklar heyecanla sömestr tatilini beklerken sömestr geldi de geçti bile. Uzun bir tatilin ardından, tam da tatile alışmışken okulların açılması deyim yerindeyse çocuklarda sömestr sonrası sendromu yarattı.

Peki ya çocukların tatil sonrası okula, derslere adapte olabilmesi için ne yapılmalı, ailelere düşen görevler neler?

 Sömestr sonrası çocukların okula ve derslerine adapte olmasında en büyük görev ailelere düşüyor. Ailelere düşen bu görevlerin başında ise  bu geçiş dönemlerinde çocuğu, hazırlayıcı ve destekleyici olması geliyor.

Çocukların tatil sonrası sendromunu yenmek için ne yapmalı?

Çocuklarda tatil sonrası genellikle bir gevşeme olur. Bu, olması gereken bir durumdur. Yeni bir eğitim dönemine, dinlenmiş ve kendini yenilemiş olarak başlamak önemlidir. Tatil bir ihtiyaçtır. Zihnin, bedenin yenilenme sürecidir. Okulda eğitim-öğretim süresi boyunca  çocuklar, başarılı olmak için çaba sarf ederler. Bu süreçte çaba sarf etmeyen çocuk bile başarısızlığın kendinde yarattığı rahatsızlık hissini duyar. Tatil, tamamen programsız bir yaşantı demek değildir. Yazılı program yapılmasa bile geçirilen günler çocuk tarafından planlanmalıdır. Çocukların ve ebeveynlerin tutumları, çocuğun yaş grubu, istekler, yaşamdan beklentiler, bu programın nasıl olacağını belirler. Programda eğlenceye ve dinlenmeye okul dönemi  içindeki verilen zamandan daha fazla yer verilmelidir. Tatil sonrası kavramı, anasınıfı öğrencisi,ilkokul ve ortaöğretim öğrencisi için farklıdır. Tatil sonrası sendromu oluşturmamak önemlidir. İkinci dönemin başlamasına çok fazla anlam yüklememek ve bunu çocuğa hissettirmemek gerekir. Bu tutum yalnızca çocuğun stres yaşamaması için gereklidir. Yoksa başarılı olmaya önem vermemek anlamında değil! 

Eğer çocuk sendrom yaşıyorsa, yine abartılı olmadan onu sakinleştirecek ve güven verecek cümleler kurulmalı ona yalnız olmadığı, kendisi  gibi pek çok arkadaşının ikinci döneme başlayacağı anlatılmalı, arkadaşlarını özlemiş olacağı hissettirilmelidir. Burada ebeveynlerin tutumları ve onlara model olmaları önemlidir. Ebeveyn, pazartesi sendromu yaşadığını çocuğuna hissettiriyorsa ve kendisi yaşıyorsa, çocuğundan da ikinci döneme başlama sendromunu beklemelidir.

"Aileler kendi stres ve kaygılarını çocuklarına yansıtmamalı"

Tatil sonrası okula gitmek istemeyen çocuğun ailesi ne yapmalı?

Aile, çocuğunun tatil sonrası okula gitmek istememesi durumuna karşı önceden tedbir almalıdır. 15 gün geçirilen tatilin ardından çocuğa karşı  "Okulun başlıyor, yarın okula gideceksin" tarzında bir tutum içinde olunmamalı, okula gitmek tehdit edici bir durum olarak yansıtılmamalıdır. Zaman zaman okulun açılmasına şu kadar gün kaldı gibi hatırlatmalar yapılmalıdır. Bu hatırlatmalar, aile içinde sanki başkaları ile konuşuyor şeklinde yapılmalı ve çocuğa hissettirilmelidir. Beden dili olarak da çok önemli bir şey yapıyormuş yaklaşımında bulunmamalıdırlar.

Peki anaokuluna giden çocuklarda bu kaygı durumunu gidermek için neler yapılmalı?

Çocuğun  uykusunu almış olmasına dikkat edilmelidir. Uyku, gerginliği azaltır ve çocuğun güne daha uyumlu başlamasına yardımcı olur. İlkokul öğrencileri için de çok geç olmadan günlük ihtiyacını karşılayacak yeterlilikte uyumaları, gerginlik yaratan bilgisayar oyunlarını akşam saatlerine gelmeden sona erdirmiş olmaları önemlidir. Tatil sonrasında  okula karşı olumlu tutum geliştirilmesinde  çocuğun  arkadaşları ile kurduğu yakın ilişkiler, ailenin tutumları, öğretmenlerin tutumları, okulun idari yaklaşımları önemlidir. Çocuklar, anlaşılmak ve duyarlılık isterler. Bunu çocuğu içine alan çevre gerçekleştirmelidir. Ders programı okulun dönem sonrası ilk haftasında genellikle rahat olur. Bu da çocukların derslere adaptasyonunda destekleyici bir faktördür. Öğretmenlerin sıcak; ancak belli mesafedeki tutumları öğrencilerin güven duygularını ve okula istekli gelmelerini destekler. Okul idaresinin anlamlı, öğrenci merkezli, öğrenciye değer veren ve belli disiplindeki tutumları da motivasyonu yükseltecektir.Çocuklara eğitim veren kişilerin de mesleklerini severek yapmaları ve çocuğa bu enerjiyi hissettirmeleri önemlidir.

İkinci döneme hazırlık da motivasyonu etkiler. Çocuk, II. Dönem için belli hazırlıklarını yapmalıdır. Örneğin  çalışma masasındaki düzenlemelerini yapabilir -yaş grubuna göre- odasında yeni dönem için farklı bir düzenlemeye gidebilir. Okul giysileri için eksikler tamamlanabilir. Anne-baba  "şöyle olmalısın, böyle yapmalısın" gibi konu ile ilgili çok fazla sözel ifade kullanmamalıdır. Çocuk, başka çocuklarla kıyaslanmamalı , ebeveyn-cocuk arasındaki duygusal İliskiler  zedelenmemelidir.

"İlk dönem zayıf karne ile gelen çocuğa II.dönem için özgüven verilmelidir"

Çocukla iletişim çok önemlidir. Aile zayıf karneyi çocuğu ile değerlendirmiş olmalıdır. Her bir dersin üzerinde durarak nedenler çocukla birlikte tartışılmalıdır. Hatta, nedenleri çocuğun bulmasına destek verecek şekilde konuşma planlanmalıdır. Nedenler net şekilde belirlenmelidir ki çözüm rahatlıkla bulunabilsin. Aile çocuğa her şeye yeniden başlayabileceği şeklinde bir ifade kullanmalıdır. Bu özgüveni çocuğa hissettirmelidir. İlk dönem karnenin zayıf gelmesine neden olan durumlar değerlendirilip, yeni ve birinci dönemin dışında başka yaklaşımla bir düzenlemeye gidilmeli, plan bu şekilde uygulanmalıdır.

Çocuğa ilk dönemdeki yaklaşımın kendisine yarar getirmediği, biraz daha çaba ile durumunu iyi hale getirebileceği  anlatılmalıdır. Bunu başarabilecek gücün kendinde var olduğuna inandıklarını ve ihtiyaç halinde kendisine destek olacaklarını anlatmalıdırlar. I. dönemde başarısız olunan dersler için eksikleri tamamlayıcı bir program içine girilmelidir. Dersin tekrarı ve yeniden gözden geçirme yapılabilir. Kavrama düzeyinde dersler öğretmen desteği ile  genel hatlarıyla anlatılmalı, alıştırmaların yapılması sağlanmalıdır. Eğer başarısızlık çocuğun kendi çalışma ve öğrenme eksiğinden kaynaklanıyorsa uygun bir ödüllendirme II. Dönem için planlanabilir.

Tatil döneminde ailesi ile zaman geçirmeye alışan çocukta okula karşı isteksizlik halinde ne yapılmalı?

Çocuğun yaşı ve gelişim seviyesi bu durumu etkiler. Çocuğun yaşı küçükse ailesi ile daha fazla bir zamanı paylaştığını düşünebiliriz. Ailenin çocukla olumlu paylaşımlar yapması önemli olup, bu güzel birlikteliğin devamlı olabilmesi üzerinde durulabilir. İlköğretim çağı için bu şekilde ifade edebiliriz. Herkesin bir işi olduğu ve bunun yaşamın bir parçası olduğu ve kişilerin gelişimi ve çevremiz için bir katılımda bulunduğumuzu anlatabiliriz. Bu paylaşımların da insanları mutlu ettiğini anlatabiliriz. Diğer kişilerin mutluluk ve huzuru ile bizim de mutlu olabileceğimiz hususu üzerinde konuşmamızı inşa edebiliriz. Bu nedenle herkesin üzerine düşen görevi olduğunu ve kendisininde okula gitmek ve derslerine hazırlanmak gibi bir görevi olduğunu kavratmamız gerekir. Önümüzdeki günlerde yine birlikte güzel tatil planları yapılabileceğinden söz edilebilir. Bunun dışında tatillerin çalışma sonunda elde edilince tatlı ve zevkli olduğu; eğer her zaman tatil durumunda olsak tatil yapmanın bu kadar anlamlı ve güzel olmayacağı fikri benimsetilip, çalışmanın da kıymeti bilinecek bir durum olduğu kavratılmalıdır. İleri yaş grubunda ise gençler daha çok arkadaşları ile paylaşım içinde oldukları için aileden ayrılıp, okula başlama bu anlamda fazla sorun oluşturmayacaktır.

TED Malatya Koleji paydaşları olarak öğrencilerimizle tekrar buluşacak olmanın heyecanı içerisindeyiz.

Basarılarla dolu mutlu bir dönem olması dileğiyle....                                            

PDR BİRİMİ KOORDİNATLÜĞÜ

comlogoecogeothekanadalogo.pngtubitak.jpgmatematik_logo3.jpgYGA2.jpgBTEC Logo K12NET Logo

E-Bülten Üyeliği

 Üye olduğunuz taktirde e-bülten olarak önemli gelişmeleri sizinle paylaşırız.
E-Posta:

 

İLETİŞİM

TED Malatya Koleji İnönü Üniversitesi Yerleşkesi - MALATYA

  • Tel: +90 422 341 03 73
  • Fax: +90 422 341 11 36

Sosyal Medya

Sosyal medyadayız. Bizi takip edin.

FacebookTwitterYouTubeInstagramVimeoRss

QR-Kodu

QR-Code dieser Seite

YÖNETİCİ GİRİŞİ